Bozkırın ortasında adeta yeşil bir vaha

Bozkırın ortasında adeta yeşil bir vaha

Erzurum’da bozkırın ortasında sahibi tarafından sıralı bir şekilde dikilen binlerce ağaç görenlere görsel bir şölen sunuyor. Bozkırda yeşil bir vaha gibi duran ve ‘P’ harfini andıran ağaçlık alan 60 yıldır dededen toruna emanet edilerek bozkırı renklendiriyor. Muhteşem manzarasıyla ve temiz görünümüyle göz kamaştıran bu vadi drone ile havadan görüntülendi.

Erzurum’un Yakutiye İlçesine bağlı Çayırtepe Mahallesinde Muammer Bıldırcın’a ait olan ağaçlık alan bozkıra yıllardır renk katıyor. Bıldırcın’ın 60 yıl önce dedesi tarafından başlatılan ağaç dikme geleneği babası ve kendisinde de devam edince arazilerinin etrafı binlerce kavak ağacıyla sarıldı. Aradan geçen 60 yılın ardından olgunlaşan kavak ağaçları bugünde bozkırın ortasında yemyeşil yapraklarıyla adeta vaha gibi kendilerini sergiliyorlar.
Muammer Bıldırcın ise kavak ağaçlarına ve bahçesine o kadar ilgi gösteriyor ki onları çocuklarından ayırmıyor. Her sabah işe gelir gibi ağaçlarına ve bahçesine gelen Bıldırcın, her gün bahçede ki yaprakları ve ağaçlardan düşen dalları toplayıp, arazisini suluyor.
Ağaçların çevrelediği araziyi tarım için kullanan Bıldırcın alanı yeşil bir vadiye çevirmiş durumda. İçeride tek bir taş dahi bırakmamaya özen gösteren Bıldırcın ağaçların bakımlarına ise düzenli olarak yapmaya özen gösteriyor. Hayatını ağaçlara ve bahçesine adayan Bıldırcın, aynı zamanda bozkırı yeşillendirmenin de gururunu yaşıyor.
Bıldırcın, vadinin dedesinden babasına ondanda kendisine kaldığını ifade ederek, “Burası 1960’lardan başlayıp günümüze gelen bir serüven oldu. Dedem onun ardından babam ve sonrasında bizler buraya emek vererek bu hale getirdik. Buraya bir gün değil hemen hemen her gün emek verilerek oldu. Bizim içimizde ki sevdada burayı bu hale getirmekte yardımcı oluyor. İlkbahar’da burada temizliğimiz oluyor. Taşları ve dökülen yaprakları topluyorum, bahçeyi ekiyorum. Su yollarını her bahar temizliyoruz” dedi.
Muammer Bıldırcın, vadiyi görenlerin kendi evlerine ve bahçelerine ağaç dikmeye başladığını belirterek, “Bu köye biz ailecek ağaç getirdik diyebilirim bunu abartmadan söylüyorum. Biz o dönem zorluklarla ağaçları diktik. Yani ilk önce dedem ardından babam ve sonra bizler olarak. İnsanların ağaca eskiden bakış açıları farklı olduğu için bizler zar zor diktik bu ağaçları buralara diyebilirim. Ağaçlarımız kurudu tekrar yeniledik. Tabi burayı gören çok beğenip gidip köyün içerisine ağaç dikiyor. Bizim sayemizde köy ağaçlandı diyebilirim. Bir yere bir iyilik götürdüğün zaman iyiyse onu herkes alıyor. Birilerin öncü olması lazımdı” şeklinde konuştu.
Çok fazla kişinin araziyi ve ağaçları satın almak istediğini fakat kendisinin emeğini parayla satmayacağını vurgulayan Bıldırcın, “Yazları buraya misafirler gelir onları ağırlarız. Bazıları burayı bizden parayla istiyorlar. Emek parayla satılmaz. Ben onlara tır dolu para verseniz yine burayı satmam diyorum. Çünkü burada benim emeğim var. Bu hale gelene kadar ne çektik. Satmayı kesinlikle düşünmüyorum. İşlerin yoğunluğu bitti mi buranın artık zevkini çıkarmaya başlıyoruz. Çocuklarımızla gelip dinleniyoruz, temiz hava alıyoruz. Ben inanıyorum ki yarın biz ölüp gittiğimizde buraya gelen insanlar “Allah razı olsun ne kadar güzel yer yapmışlar” diyecekler“ ifadelerini kullandı.
Her gün düzenli olarak gelip arazinin ve ağaçların bakımını yaptığını kaydeden Bıldırcın, “Buraya sabah erkenden gelirim. Sahurumu yapar buraya koşarım. Bugün gelince burayı ilk önce gübreledim. Daha sonra tarlada ekilecek yerleri hazırladım. Yaprak ve ağaç dallarını topladım. Burada uğraş bitmez ki bir iş bitse diğeri başlar. Birazdan suyolu açacağım mesela bu şeklide günüm bitecek. Bu vadinin taşı olmaz. Hepsi çalışmakla oluyor. Her gün topluyoruz. Atalarımızın dediği gibi ‘bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur’. Ramazan’da sahurdan sonra gelir öğlen giderim. Diğer zamanlarda öğleden sonra gelir akşama kadar çalışırım. İnsanlara tavsiyem tembel olmayın çalışın” dedi.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir