Google aramalarında yeni trend: Uyuz hastalığı

Google aramalarında yeni trend: Uyuz hastalığı

Türkiye’deki uyuz vakalarında özellikle son bir yılda, pandemiyle birlikte artış yaşanıyor. Uzmanlar, uyuzun piyasadaki ilaçlara direnç gösterdiğini söylüyor. Hastalar ise çareyi internette arıyor.

Emre Yaşar Katırcı, Alanya’da yaşayan, 23 yaşında bir üniversite öğrencisi. Dokuz ay önce vücudunun çeşitli yerlerinde başlayan kaşıntılar nedeniyle dermatoloğa gidiyor. Hekim, basit bir alerji kremini reçeteye yazarak Katırcı’yı gönderiyor. Birkaç gün içerisinde kaşıntılar artıyor. Bir başka hekimde alıyor soluğu Katırcı. Sonra bir başkası, bir başkası daha… Aradan geçen bir ayda kaşıntılar genital bölgesine kadar iniyor ve özellikle de geceleri uyku uyuyamaz hale geliyor. Durmadan kaşınıyor, derisi kabarıyor, özel hayatı ve dersleri de bu rahatsızlıktan nasibini alıyor.

Bir buçuk ayın sonunda Mersin Şehir Hastanesi’ndeki bir hekim, Katırcı’ya uyuz teşhisi koyuyor. Ancak o uzmanın verdiği ilaçlar da tesir etmiyor ve bir başka hekime daha gidiyor Katırcı. Son hekim, kükürt içeren, eczanede hazırlanabilen türde bir karışım ilaç öneriyor. Bir süre kaşıntılarını rahatlatsa da o ilaç da fayda etmiyor.

Katırcı son çare olarak internette alıyor soluğu. Twitter, YouTube ve diğer sosyal ağlarda gördüklerine inanamıyor. Zira son dönemde kendisi gibi uyuza yakalanmış yüzlerce insan olduğunu, hepsinin de hastalığa çare aradığını ve çabaların sonuçsuz kaldığını görüyor. İnternette tanıştığı diğer hastalar ve hastalığı atlatmayı başaranlarla bir grup kuruyor ve yardımlaşmaya başlıyorlar.

ÇAREYİ SOSYAL MEDYADA ARAMAK

“İnanılmaz bir uyuz salgını var. Çok insan bu hastalığa yakalanmış durumda. Büyük bir çoğunluğu utandığı için dile getiremiyor” diyor Katırcı.

Üniversite öğrencisi kurtuluşu da kurdukları bu grupta buluyor. Sekiz ay gibi uzun bir sürenin ardından, bir başka uyuz hastasının kullandığı farklı bir karışım, Katırcı’nın derdine çare oluyor.

Katırcı ve internet üzerinden tanışan diğer hastalar, uyuz vakalarındaki artış ve tedavi yöntemleriyle ilgili tedbir alınması için CİMER ve Sağlık Bakanlığı’na mektup yazdıklarını söylüyor. Ancak iki mektuba da henüz yanıt gelmemiş.

Yazılım uzmanı H.A. da uyuz nedeniyle çok zor zamanlar geçirmiş. Yaşadıklarını DW Türkçe’ye anlatırken, isminin gizli kalmasını istiyor. “Doktor mikroskopla genital bölgeme baktı. Özellikle burada yer yapıyor lanet olası. Piyasada satılan ilaçların hiçbir işe yaramadığını söyledi ve bana bir karışım yazdı. O karışımla kurtuldum. Ancak psikolojik etkileri hala geçmedi” diyor, H.A.

H.A., başından geçenleri Twitter’da paylaştığını, paylaşımın ardından mesaj kutusunun dolduğunu aktarıyor. Yüzlerce sosyal medya kullanıcısı, yalnızca birkaç saat içerisinde H.A.’dan derdine derman olmasını istemiş.
“ÇALIŞMALAR UYUZ VAKALARINDAKİ ARTIŞI GÖSTERİYOR”

Peki, uyuz vakalarında gerçekten bir artış var mı?

Geçen Haziran’da bu konuyla ilgili kaleme alınan kapsamlı bir tıp makalesinde katkısı olan dermatoloji uzmanı Prof. Dr. Selda Pelin Kartal, DW Türkçe’nin sorularına şu yanıtı veriyor:

“Elimizde uyuz vakalarıyla ilgili resmi bir veri yok. Ancak son bir yılda uluslararası dergilerde yayınlanan, Türkiye’ye dair çok merkezli iki çalışma var. Bu çalışmaların sonuçlarına bakarak, istatistiksel olarak uyuz vakalarında anlamlı oranda artış olduğunu söyleyebilirim. Toplu, bir arada yaşam, kişisel hijyen kurallarına dikkat etmeme, bazı zamanlar göç, bazen seyahatler ve aile içi bulaş son iki yılda uyuz vakalarının artmasına neden olmuş olabilir.”

Kartal, uyuz olan insanların bunu dile getirmekte utandığını, bu nedenle de uzmana başvurmada geç kaldığını söylüyor. Bu da uyuzun hem daha fazla bölgeye yayılmasına, hem de başkalarına bulaşmasında büyük bir rol oynuyor.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay da uyuz vakalarına dair resmi bir verinin ellerinde bulunmadığını söyleyerek başlıyor söze. Uzman, kendi hastanesinde karşılaştığı hastalar üzerinden vaka sayılarındaki artışı şöyle anlatıyor: “Son bir, iki yıl içerisinde vaka sayılarının dört kat arttığını söyleyebiliriz. Önceden tek kişi gelirdi hastalar. Şimdilerdeyse ailenin diğer fertleriyle birlikte, üç ya da dört kişi geliyorlar. Sosyo ekonomik düzeyi düşük, hijyene çok da dikkat etmeyen kişilerde daha çok görülürdü uyuz. Artık kişisel temizliğine dikkat eden, sosyo ekonomik düzeyi yüksek insanlarda da görülmeye başladı. İşin kötüsü uyuz, piyasadaki ilaçlara karşı direnç göstermeye başladı. İlaçlar artık hastalığı iyileştirmede işe yaramıyor.”

“UYUZ VAKALARINI PANDEMİ ARTIRMIŞ OLABİLİR”

Kutlubay da uyuz mağduriyetlerini DW Türkçe’ye anlatan hastalar gibi tedaviyi, eczanelerde özel olarak hazırlanan karışım ilaçlarda görüyor. Hatta son zamanlarda yurtdışında satılan ve hayvanlar için kullanılan bazı ilaçların uyuza karşı daha etkili olduğunu da söylüyor.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay
Uzmana göre uyuz vakalarındaki patlamanın önemli etkenlerinden birisi, koronavirüs pandemisi nedeniyle alınan kapanma önlemleri olabilir. Evlerde ailenin diğer fertleriyle birlikte uzun zaman geçirmenin uyuzun bulaşma riskini daha da artırabileceğine dikkati çeken Kutlubay, “Aslında bu hastalık kolay bulaşmaz. Ten teması ve en az 15 dakika aynı ortamda olmak gerekir. Ancak pandemi nedeniyle bulaş riski artmış olabilir” diye konuşuyor.

Uzmanlara göre uyuz vakalarındaki artış nedeniyle yurttaşların kişisel temizliklerine ve bu hastalığa karşı alacakları kişisel önlemlere dikkat etmeleri şart.

Google’ın arama istatistiklerine bakıldığında, özellikle son bir yıl içerisinde “uyuz” sözcüğünün iki kat daha fazla arandığı görülüyor. “Uyuz” ile ilgili yan aramalar ise insanların, utanarak durumundan kimseye bahsetmediği, uzmana başvuranların ise piyasadaki ilaçlarla tedavi olamadığı gerçeğini gösteriyor. Zira insanlar son bir yıl içerisinde en çok “eczanede satılan uyuz ilacı”, “uyuza kesin çözüm”, “uyuz paraziti”, “uyuz kendiliğinden geçer mi”? anahtar sözcüklerini arıyor.

PANDEMİ SERVİSLERİNİN GENÇ NEFERLERİ

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir