İstanbul’un tarihi 10 apartmanı ve hikayeleri

İstanbul'un tarihi 10 apartmanı ve hikayeleri

İstanbul… Ne zengin, ne büyüleyici bir şehir. Her köşesi ayrı bir güzellik ve tarihle dolu. Sokaklarında bir başıma az kaybolmuşluğum yoktur hani… Genelde İstanbul seyahatleri bilindik yerler ya da müzeler üzerinden şekillenir. Oysa bana göre bir şehri yaşamak o şehre dair yapıları görmek ve tanımakla mümkün olabilir. Brandlifemag.com yazarı Doğuş Bengi, mimarileri ve hikayeleriyle büyüleyen tarihi İstanbul apartmanlarını yazdı.

İstanbul sokakları arasına sıkışıp kalan eşsiz apartmanlar bugünkü yazımın konusunu oluşturuyor. Tabii hepsinden bahsetmek mümkün olmayacak. Yine de on değerli İstanbul apartmanı, etkileyici tarihleri ve ünlü ev sahipleri hakkında gelin hep beraber geçmişe uzanalım. Tarihin pırıl pırıl parladığı bu yapıları unutmayalım, unutturmayalım.
II. Abdülhamit döneminin en zengin devlet adamlarından biri olan ve mabeyin başkatibi Eğribozlu Sarıca Ragıp Paşa tarafından yaptırılan bu apartman öyle olağanüstü ki… Ragıp Paşa Beyoğlu’nun ikonik görünümüne Afrika Pasajı, Rumeli Pasajı ve Anadolu Pasajı’nı yaptırarak önemli katkılarda bulunmuş bir isim. Bu pasajların yapımı sonrası 1900 yılında bir apartman yaptırmaya karar veriyor. Art-nouveau tarzındaki yapı Ermeni mimar Aram Karakaş tarafından yapılıyor. Ragıp Paşa Apartmanı’na dair önemli bir not; binanın her katındaki pencereler farklı ve hepsi de büyüleyici geometrik süslemelere sahipler.
Bu apartman Galatasaray, Taksim’de inşa edilmiş. Kapı komşusu ise İstanbul’un en büyük kiliselerinden olan St. Antuan Kilisesi. Mısır Apartmanı, İstanbul’un ilk betonarme yapılarından sayılıyor. Mısırlı Abbas Halim Paşa tarafından kışlık konak olarak inşa ettiriliyor. Mimarı Hovsep Aznavuryan. Bina art-nouveau tarzda. Yapımında kullanılan birçok malzeme Fransa’dan getirilmiş. İstiklal Caddesi’nde yürürken dikkatinizi çekmemesi mümkün değil. Öyle gösterişli ve güzel ki… Abbas Halim Paşa’nın vefatı ile 1940 yılında iş adamı Hayri İpar’a satılıyor. 2000 yılında ise son kapsamlı restorasyonunu geçiriyor. Türk şairi Mehmet Akif Ersoy, Mithat Cemal Kuntay binada uzun yıllar yaşamış. Ayrıca Atatürk’ün dişçisi Sami Günzberg’in ofisi buradaydı. Bu sebeple Atatürk’ün binaya birçok kez gelmiş olduğu biliniyor. Bu apartmanda, döneminde İstanbul’un en önemli terzi ve moda evlerinin olduğu da kayıtlarda yer alıyor.
Serdar-ı Ekrem bence İstanbul’un en güzel sokağıdır. Bu yapı, bu sokağın çoğunu kaplamış şekilde günümüzde hala arz-ı endam etmeye devam ediyor. 1892-1894 yılları arasında Belçika kökenli tüccar ve banker Albert Helbig tarafından yapılmış bir yer burası. Mimarı ise Raymondo d’Aronco. U şeklinde ve İtalyan mimarisine sahip. İstanbul’u panoramik olarak gören eşsiz bir manzarası var. Burada Sezen Aksu, Teoman, Şener Şen gibi ünlü sanatçıların evleri var. Birçok film ve video klibin de burada çekildiğini bilirsiniz. ”Eşkıya” filminin son sahnesi, “Muhsin Bey” filmi, MFÖ’nün “Deli Deli Kulakları Küpeli” videosu bunlardan bazıları. 1942 yılında bina Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in sahibi olduğu Doğan Sigorta’ya satıldı. Bu satış sonrasında Kazım Taşkent’in 1939’da Alpler’de geçirdiği bir kazada ölen oğlu Doğan’ın anısına, apartmana Doğan adı verildi. 1950’lerden 1970’lere kadar apartmanın daireleri tek tek satılarak kişisel mülke dönüştü.
Jean Botter adında Hollandalı bir terzi ve modacı, İstanbul’a göç ederek Abdülhamit’in terziliğini üstleniyor. Bu bina, Jean Botter’in yaşaması için Raimondo D’Aronco tarafından inşa ediliyor. Botter’in burada evi ve atölyesi bulunuyor. Bina 7 katlı ve art-nouveau akımının İstanbul’daki ilk temsilcisi olarak muazzam bir öneme sahip. Cephesinde yer alan taşların her biri binanın tasarımcısı Aronco tarafından tek tek elle çizilmiş. Bu taşlar, geometrik motifler, Medusa başları ve bitki süslemeleriyle sokaktan geçen insanlara ‘Ben buradayım!’ diyor. Binada günümüzde yaşayan kimse bulunmuyor.
İstanbul’un hüzünlü bir başka güzeli Bazlamacı Apartmanı. 1932 yılında yapılmış bu apartman, sahipleri tarafından çok can yakan 6-7 Eylül olayları sonucunda terk edilmiş. Tomris Giritlioğlu’nun Güz Sancısı filminde bu konu işleniyor. Apartmanın ana sahibi, Olimpos Gazozları’nın da sahibi. Yaşanan 6-7 Eylül trajedisi ile Atina’ya göç ediyorlar. Burada yaşayan çağdaş sanatçılarımızdan Gülsün Karamustafa, Bazlamacı ailesi ile tanışıyor. Ayrımcılık, komşuluk, zorunlu göç gibi konuları düşündürten Bazlamacı Apartmanı’nın maketini yapıp Atina Müzesi’ne hediye ediyor. Böylelikle hikayeyi de tüm dünya duymuş oluyor.
Moda’nın en önemli yapılarından biri olan bu apartmanı Sarıcazade Arif Paşa yaptırmış. Apartman, 1903 yılında mimar C.P. Pappa tarafından neoklasik üslupta inşa edilmiş. I.Dünya Savaşı ile İngilizler binayı terk edince yapı iki yıl boyunca Ermeni Sıbyan Okulu olarak faaliyet göstermiş. İstanbul’un kurtuluşu ile apartman tekrar eski sahiplerinin eline geçiyor. Apartmanda günümüzde dünyaca ünlü olan gurur kaynağımız piyanist Ayşegül Sarıca ve kardeşi Mehveş Sarıca yaşıyorlar.
Bu bina 1905-1906 yılları arasında Hanna Frej tarafından Kyriakidis adlı bir mimara yaptırılmış. Bina, art nouveau’nun Almanya’daki karşılığı olan Jugendstil tarzında yapılmış. Lübnan kökenli olan Frej’ler İstanbul’un en zengin ve sosyetik ailesi olarak kayıtlarda geçiyor; öyle ki devlete borç verecek kadar zenginler. Kendileri gibi zengin Glavani ailesi ile çocuklarını evlendirip daha da zenginleşiyorlar. Binanın bu evlilik sonrası yapıldığı biliniyor.
Sünget Apartmanı, eski adıyla Ankara Han, Alman mühendis ve mimarların 1905-1910 yılları arasında Haydarpaşa Garı’nın yapımını üstlenirken kalmaları için yapılan bir lojman, misafirhane… Almanların binadan ayrılması sonucunda Türkler binayı satın alıyor. Ortak banyosunda bir cenazenin yıkanması sonucunda apartman ahalisi orayı tekrar kullanmak istemiyor ve herkesin kendi dairesine bireysel banyo yaptırması ile bugünkü halini alıyor.
Bir diğer adı Tayyare Evleri. Nedeni, Cumhuriyetin ilanından sonra Türk Hava Kurumu’na devredilmesi. Yapım amacı ise İstanbul’da çıkacak olası bir yangın sonrası insanları zor durumdan kurtarmak. Harikzede kelimesinin anlamı da yangınzede. 1919-1922 yılları arasında Mimar Kemalettin Bey tarafından yapılmış. İstanbul’un ilk sosyal konutu olarak biliniyor.
Burası İstanbul turistlerinin en sevdikleri fotoğraf noktalarından birisi. Osmanlı Devleti’nin ilk toplu konut projesi olarak bilinen Sıraevler. Günümüzde trafiğin yoğun olarak yaşandığı bu caddede zamanında İstanbul’un en seçkin insanları kiracı olarak yaşıyorlarmış. Semtin adı olan Akaret’in kira getiren mülk anlamına geldiği biliniyor. Mimari Ermeni Sarkis Balyan. 1875 yılında, Sultan Abdülaziz döneminde Dolmabahçe Sarayı’nda çalışan ağaların konaklaması için lojman prensibiyle inşa edilmiş ve bu kiraların geliriyle Aziziye Camii yapılmış.
Ömür biter İstanbul’un güzellikleri bitmez. Dilerim bu güzel yapıları keşfetme olanağı bulursunuz. Çok etkileneceğinize eminim.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir